Amacım kendi köşemde kendi düşüncelerimi yazmak, Yazarken edebi kaygılar taşımam, sadece derdimi yazarım.

Aya Gerçekten Gidildi mi?

Tabii ki gidilmedi.

Astronotluk bambaşka bir şey benim için. Kimsenin olmadığı yerlere gitmek, bilinmeyeni keşfetmek, gidip dönmemek…

Her zaman ilgilendim uzay ile ilgili haberlerle.  Uzay – Zaman konulu filmler ise en sevdiklerim arasında ilk sıradakiler olmuştur.  Harika bir konu, uçsuz bucaksız bir derya, hayal edebildiğince özgür bir alem.

Ama bir şeyler eksik..

Mutmain olamıyorsun, öğretilenlerle gördüklerin, gördüklerinle öğrendiklerin çatışıyor.

Memlekete gittiğinde gece kafanı göğe kaldırıp o alemi gördüğün zaman bir üç kağıt olduğunu anlıyorsun.

Biraz dikkat ettiğiniz zaman siz de göreceksiniz ki her ay düzenli olarak NASA 2-3 gezegen keşfeder, ülkenin biri aya çıkacak araç fırlatır, birileri Mars’ta bir şeyler bulur.

Sürekli taze tutarlar bu algıyı ki akıllara soru düşmesin, “N’oluyo lan” demesin kimse.

İnanmayan buyursun;

Google’da “gezegen keşfedildi” haberleri

Google’da “uzay” haberleri

Şöyle’de bir durum var gezegen falan keşfediyorlar ya hani her ay,  heh işte hani o haberlerdeki keşfedilen gezegen resmi varya hani, heh işte onun gerçek olduğuna cidden inanıyor musunuz?

Örneğin;

Şuradaki haberde 31 ışık yılı uzaktaki gezegeni keşfettiklerini söylüyorlar. Bakın ışık yılı deyince olay tam anlaşılmıyor. 31 ışık yılı 294,5 trilyon kilometre uzaklığı ifade ediyor.

Kardeş.. Ulan ayağının altındaki petrolü bulamıyorsun ama, 294,5 trilyon kilometre uzaklıktaki gezegenin üzerinde bulunan suyu keşfedebildiğine tüm dünyanın inanmasını istiyorsun.

1969’daki hesap makinesi teknolojisiyle aya çıktıklarını iddia eden ülkeler, 5-10 yaşındaki çocukların bile program yazabildiği şu zamanda aya çıkamıyor.

Şundan eminim ki eğer Aya gitmiş olsalardı her gece ayın aydınlık yüzündeki ABD ve Rusya bayrağına hayran hayran ve korkarak bakar dururduk.

..

Mevzu çok derin.

Devamı gelecek..

15 Eylül 2019

Yorum Ekleme Alanı


Henüz yorum yapılmamış