Kız istemeye giden damadın heyecanıyla beklediğim ve daha önce de ballandıra ballandıra anlattığım Açlık Oyunları‘nı izlemek nasip oldu.
Filmden sonra bir daha kitabı olan filme gitmemeye yemin edecek noktaya geldiğimi hatırlıyorum. Fazla tırnak işaretli, zincirleme isim tamlamalı, emmeli gömmeli bir yazı yazma hevesim yok şu an ama şunu söylemek istiyorum, Yaptığı gişeye imdb puanına vs bakıp aldanmayın. Ortaya çıkardıkları ürün kitaba saygısızlıktan başka bir şey değildi. Ne bir heyecan katabilmişler ne de izleyiciyi sahneye bağlayabilecek bir görsellik. Paldır küldür akıp giden sahneler 1.800′lü yıllardan kalma efektler vesaire..
Ben okuduğum halde filmden bir şey anlamadığım için kitaba göz atmayanlar filme hiç bulaşmasın zira görme engellilerin sessiz film izlemesi gibi bir durumla karşılaşacaklardır.
Benim Adım Sam – I Am Sam, Son dönemde özlediğim ve izlediğim en güzel filmlerden biriydi. Sean Penn‘in 7 yaşındaki bir çocuğun aklına sahip bir ebeveyn karakterini üstlendiği film sanırım “Akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine, deli ol dünya senin kahrını çeksin” sözünden esinlenerek hazırlanmış. Dünyada kimin aslında neyi hak edip hak etmediğini sorguluyor. İzlerken insan da ” O bunu yapabiliyorsa, ben neyim amk. ” diye düşünüyor.
Belki de ilk defa yaklaşık 2 saat süren bir dram filmini aralıksız izleyebildim. Fazla germeyen sıkmayan güzel bir filmdi.
Amerikalı yazar Suzanne Collins’in bilim kurgu, aksiyon, dram, fantastik, gerilim, gizem, ve macerayı bir arada sunan, romantizmi de unutmayan milyonlarca hayranı bulunan Açlık Oyunları serisi sonunda sinemaya uyarlanmış. devamını oku…
Dev uzay gemileriyle dünyanın büyük kentlerinin üzerine çöken dünya dışı yaratıklar ile insanlar arasında geçen bir nevi iktidar çatışmasını anlatan V (Visitors) dizisinin ikinci bölümü 4 Ocakta ABC kanalında yayınlanmaya başlayormuş. Tabi buna istinaden dizinin tanıtım filmleri de yayına girdi. devamını oku…
Spartacus: Blood And Sandin devamı olan Spartacus: Gods of Arena hala “başrolde hangi oyuncu oynayacak” tartışları devam ederken yeni fragmanını yayınladı devamını oku…
Spartacus: Blood And Sand dizisinin başrol oyuncusu Whitfield Starz’dan yapılan açıklamaya göre diziden çıkartılmış.
Bildiğiniz üzere Whitfield daha önce lenfoma kanserine yakalanmış ve iyileştiği söylenmişti.
Starz resmi olarak Andy Whitfield’ın yerine Spartacus’ü oynayacak oyuncuları araştırmaya koyulduğunu açıkladı. Whitfield bu karara tekrardan yakalandığı lenfoma kanseri yüzünden boynunu eğdi.
Kanalın CEO’su Chris Albrecht, dizinin hazırlanmış, Ocak 2011de yayınlanacak ikinci sezon için 6 bölümden sonra iptal etmeyi teklif etmişti. Fakat yapımcılar Spartacus’u devam ettirmeye karalı olduğundan daha değişik bir karara varıldı. devamını oku…
Daha önce size Spartacus: Blood And Sand hakkında biraz bilgi vermiştim. Hatırlayacağınız üzere Andy Whitfield lenf kanseri olduğu için dizinin çekimlerine ara verilmişti. Bundan dolayı Spartacus, God of The Arena adıyla Ocak 2011 izleyicinin karşısında olacak.6 bölümlük olacak bu seri “prequel” niteliğinde bir seri olacak.
6 bölümlük bu serinin başrolünü Lucy Lawless ve John Hannah canlandıracak.Sizlerinde yakından tanıdığınız Lucretia ve Batiatus…God of The Arena’da, Batiatus’un ve Lucretia’nın hayatları, ludusa nasıl sahip oldukları ve aralarındaki ilişkiye odaklanılacakmış. Starz kanalın yaptığı açıklamaya göre Andy Whitfield çok hızlı bir iyileşme gösteriyor.Ayrıca 6 bölümlük God of The Arena’nın 2 bölümünde Spartacus olarak yerini alacakmış.
God of The Arena’dan sonra Spartacus kaldığı yerden; Blood and Sand’ten Andy Whitfield’ın da katılımıyla yoluna devam edecekmiş.
İki ekol bir araya gelmiş, Johnny Depp ve Angelina Jolie.
Geçen yaz italya ve fransada çekilen The Tourist Filminde başrolleri Johnny Depp ve Angelina Jolie paylaşırken Paul Bettany, Rufus Sewell, Raoul Bova’da filmde rol alan oyunlardan bir kaçı oyunlar arasında bir de Ninjanın İntikamı, Alia ve henüz vizyona girmemiş olan Conan gibi filmlerde de rol almış olan Birol Tarkan Yıldız var.
Bir suç finansı dahisi olan Frank Taylor (Johnny Depp) tüm dünyada polis tarafından aranmaktadır. Kimsenin neye benzediğini bilmediğini sıradışı Taylor’ın tek dezavantajı Angelina Jolie’nin canlandırdığı Cara’ya olan tutkusudur.
Frank Taylor’ın peşindeki dedektif, Cara’yı tekrar görebilmek için Taylor’ın her riski göze alacağını bildiğinden onu yakalamak için Cara’yı yem olarak kullanmaya karar verir.
Genç kadın, Taylor ile ayarladığı bir buluşmadan önce ondan bir not alır. Taylor, peşindekilerden kurtulmak için, Cara’dan tamamen yabancı birine yaklaşıp aradıklarının o olduğuna herkesi inandırmasını ister. Cara, sıradan birini seçer. Genç kadının büyülediği adam, çabucak onların kâbus gibi dünyasına dalar.
Manipülasyonlar ve sahte roller arasında kısa zamanda bir şeyi keşfederler: Usta gelene kadar onlar sadece satranç tahtasındaki piyonlardır.
The Tourist filmi Türkiye’de 10 Aralık 2010 tarihinde gösterime girecek. Ama fragmanları bile oldukça ses getirdi.
Bu arada unutmadan belirteyim “Başkalarının Hayatı” filmiyle Oscar kazanan Florian Henckel von Donnersmarck filmin yönetmenliğini yapmış.
Aksiyonu entrikası bol bir dizi daha başladı. Bayramın 2. gecesi arkadaşmla birlikte izlediğimiz dizinin ilk bölümü oldukça güzeldi. Bölümün sonunda 2. bölüm ne zaman gelir diye meraklandırdı bizi.
Dizi hakkında henüz ilk bölüm olduğu için pek fazla birşey söyleyemem fakat izlenilesi bir yapım gibi duruyor. Dizideki karakterlerimiz de oldukça güzel
Nikita ( Maggie Q ) Sorunlu bir genç kız iken, Division adıyla bilinen, Amerikan Gizli Birimi tarafından ölümün eşiğinden kurtarılıyor ve sahte bir ölüm töreni düzenleniyor. Nikita’ya yeni bir hayata başlamak için ikinci bir şans verildiği ve ülkesini savunabileceği anlatılıyor. Ama ona anlatmadıkları şey, onu bir ajan ve seri katil olarak yetiştirdikleri! Eninde sonunda, Nikita ihanet ediyor ve güvendiği kişilere karşı olan hayalleri yıkılıyor.
Şimdi, üç yıllık saklanmanın ardından, Nikita intikam arayışına giriyor ve eski patronlarına her şeyi dağıtmadan durmayacağını ve onların gizli şirketlerini yıkacağını açıkça belli ediyor. Zaman ilerliyor, ancak Division yeni üyeler almaya, diğer genç insanları eğitmeye, onların geçmiş yaşamlarına ait tüm bilgileri silmeye ve onları soğuk ve ruhsuz katillere dönüştürmeye devam ediyorlar. Acemi erlerden birisi, Alex ( Lyndsy Fonseca ), en başından yalan söylediklerini ve Nikita’nın neden kaçmaya karar verdiğini anlıyor.
Dizinin ilk bölümü oldukça güzel kurgulanmıştı bana göre. Bir de yeşil gözlülere olan zaafım yüzünden Lyndsy Fonseca da beni diziye çeken bir diğer etken
Son Yorumlar