Amacım kendi köşemde kendi düşüncelerimi yazmak, Yazarken edebi kaygılar taşımam, sadece derdimi yazarım.

Son Yorumlar

  • Hüsnü Güneşdoğdu:

    Tamam yani 2020 kötü geçer diyordum da bu kadarı da biraz fazla mı oldu ne ...

  • Hüsnü Güneşdoğdu:

    Bu nasıl bir analiz bu nasıl bir öngörü be kardeşim :) 2015 sönük kaldı...

  • Selman Gün:

    Böylesi bir güzelliği illa da Batı'lı bir şahsiyet tanınmlayan zihniyet z...

  • Selman:

    Bu aslında biraz da çocukların toplumsal hayatın merkezine yerleşmesi ile i...

  • Hüsnü Güneşdoğdu:

    Ulan gündemi belirliyorum resmen, herifi tekrar tutukladılar :D...

  • Ne Güzel Cahildik Biz..

    Dışarıda kar…
    Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki.
    Kuzinenin üzerinde demir maşa… Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri.

    Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu… Sucuk lükstü.
    Yumurta lezzetli. Ekmek her zaman ekmek gibi… Bir kez olsun kümesten
    yumurta almamış, bir kez olsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve
    fakat alışveriş merkezlerinin restoran katlarında, boğucu bir gürültü ve
    havasızlık içinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar ve gençler için
    ben ne kadar yaşlıyım?
    ***
    Dışarıda kar…
    İçeride kanaat…
    İçeride huzur.
    O beyaz örtünün gelişi sürpriz olurdu. Şimdiki gibi üç günlük hava
    tahmini, kar yağışı için dakikalı randevu falan yoktu. (Meteoroloji
    tutturamadığı zaman o kadar seviniyorum ki…) Krize de girmezdik.
    Yakacak bir şeyler olurdu her zaman.
    Ve kuzine hem ısıtır hem de pişirirdi…
    Bize kalan kışın ve karın tadını çıkarmaktı…
    Mumumuz, gaz lambamız vardı.
    ***
    Televizyon yoktu. Gazete de her zaman olmazdı. Öyle güzel cahildik ki,
    keyfimiz bozulmazdı hiç! Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer,
    kokusuna râm olurduk. Kestane közlemek büsbütün bir gecenin akıllara
    seza mutluluğuydu. Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler,
    hatıralar… Birçoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma
    dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine, geniş ve besleyici bir
    masal dünyası…
    ***
    Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret kalacağımız kimin aklına gelirdi?
    Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi, sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi
    kokardı. Çay da kokardı… Domates de… Bütün bu nefasete, küçücük bir
    bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu.
    ***
    Dışarıda kar…
    İçeride huzur…
    Türban krizi, doğal gazın kesilme korkusu, yolda kalma telaşı, rejim
    tehlikesi… Kimin umurunda… Ne güzel cahildik. Mutluluğun resmini çiziyorduk…

    29 Ocak 2012

    Benzer yazılar

    Yorum Ekleme Alanı


    • Selman :

      Değil mi : ) ) Eski hatırdan silindikçe daha mı bir efsaneye dönüşüyorr insan gözünde acaba