Amacım kendi köşemde kendi düşüncelerimi yazmak, Yazarken edebi kaygılar taşımam, sadece derdimi yazarım.

Sosyal Medya Ne Kadar Sosyal?

Facebook, Myspace, Twitter derken ailenin son üyesi Google + da sosyal medyadaki yerini aldı. Peki adı “Sosyal” olan bu alan gerçekten de sosyal midir? Yoksa asosyal bir toplumun yine asosyal bir yapı içerisinde kendilerini sosyal hissettikleri bir ortam mıdır?

Sosyallik Şöyle Dursun İnsanları Bireyselleştiriyor
Sosyal medya Türkiye gibi ülkelerde amacı dışında kullanılmakta. Hali hazırda grup etkileşimi zayıf olan toplum sanal sosyallikle daha bireysel ve daha antisosyal bir yapıya bürünüyor.
Okul öncesi eğitimin bile yeni yeni filizlendiği ülkemizde sosyo-ekonomik sebepler ve yozlaşmış kültürün de etkisiyle bu mecraların kişileri topluma kazandırması bir tarafa aile içindeki bağları bile kopardığı bir gerçek.
Toplumda ekonomik özgürlüğü ve gerek aile gerekse bireysel çabalarıyla kazanılmış bir yere sahip olanlar için durum farklı olsa da en büyük etkinliği işten sonra kahveye çıkıp bir parti batak oynayan ( ki bu ülkenin büyük bir çoğunluğunu oluşturmakta ) genç kesim sosyal medyayı aşikar bir şekilde “sosyal kerhane” olarak kullanmaktan öteye geçemiyor. Bu mevzu aslında farklı boyutlarda ele alınması gereken bir olaydır ama kısaca değinmek gerekirse;
Osmanlı İmparatorluğu” denince aklına Harem, “deniz ve kum” denince aklına “meme” gelen, bir de bunlar da yetmiyormuş gibi bastırılan cinsel dürtüler buna sebep oluyor. Ekonomik sorunlar nedeniyle gerektiği yaşta evlenemeyen, 30 yaşına kadar hiç bir cinsel aktivitesi olmamış bu kesimin de Facebook gibi mecraları gerçek amacı için kullanmalarını da beklememek gerekiyor belki de.

Sosyal medyayı “Sosyal kerhane” olarak kullanmayı aşmış iki grup var, bunlardan ilki yaşı 13-16 yaş arası olanlar. Bu ergenlerin “Sosyalleşmek” için kullandıkları mecralarda yaptıkları tek etkileşim zaten 40 yerinden bıçaklanmış Türkçe’yi katletmek. Bunun sonucu olarak ta tarihini, kültürünü bilmeyen ne batıda ne doğuda kalmış, asimile olmuş genç bir toplumun tohumları atılmış oluyor.

Diğer grup ise neredeyse “Sosyal” medya ile yatıp kalkıyor desek yeridir. Nerede olduğunu, ne yediğini, kaçıncı sigarasını yaktığını vs.  hayatını aktarıyor. Kısaca evden veya tuvaletten sosyal oluyor.

Hal böyle iken sözüm ona ortak paydalarda buluşmak isteyenler için kurulan gruplar, açılan sayfalar da saçmalamakta rekor üstüne rekor kırabiliyor. Örneğin Tarih ile ilgili hazırlanmış bir sayfada komik video, fıkra, melankolik sözler vs. alıyor başını gidiyor. Burada da aslında ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Konuya şöyle bir teğet geçerek bakmak gerekirse, bunun nedeninin de televizyon toplumu olup çıkan bir kitlenin doğal olarak beğenilme , izlenilme yani reyting kaygısı oluyor. Hatta öyle vahim boyutlara ulaşmış bir halde ki bu durum, insanlar birbirlerine “ilişki durumumu beğenir misin?“, “Fotağrafıma yorum yapar mısın“, güzel kızları bulup ekleyen gariban gençlik ise utana sıkıla o bulduğu güzel kıza ” Profilimi beğenir misin” gibi isteklerde bulunuyor.

Yani Facebook ve benzeri araçları en çok kullanan milletlerin başında geliyor olmamız, teknolojik ilerlememizin değil tamamen yozlaşmamızın bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor diyebiliriz.

Sosyal medyanın aileler arasındaki bağlara bile müthiş etkileri mevcut. Hali hazırda zaten aynı çatı altında yaşayan, yiyen, içen, büyüyen aile bireyleri birbirlerinin arkadaş listelerinde etiketleniyor. Bu belki o kadar garipsenmesi gereken bir konu değildir ama bir babanın oğluna Facebook üzerinden doğumgünü mesajı yollaması, çocuğu hakkındaki olayları oradan takip ediyor olması ileride yaşanacak çöküşün göstergesi değil midir?

İnsanlar Facebook’un “Sevdiklerin” bölümünü kullanarak kendilerine sıfır bir kimlik oluşturabiliyorlar. Ne bileyim mesela hayatında belki ninni bile dinlememiş derece de müziğe ilgi(!) duyanlar, Sevdiği müzisyenlere “William Shakespeare”i ekleyebiliyor. Bilgisayar başında böyle bir kimliğe sahip olan kişi gerçek hayatında kendi içinde kimlik çatışması yaşıyor ve daha da büyük sorunlar beraberinde geliyor.

Ne diyorduk, “sosyal medya” insanları bireyselleştiriyor…
Kandillerde, Bayramlarda bir telefon etmek kutlamak cep telefonu icat edilip SMS olayı da eklenince darbe yemiş olsada asıl öldürücü darbeyi sosyal medyadan yedi. Herkes artık kontör harcamak yerine ileti harcamayı tercih ediyor. Hadi güzel günleri kutlamayı bir kenara bırakalım desek bile insanlar “Geçmiş olsun”ları bile “iletişerek” hallediyor.

Yanyana gelip bir maçı bile tartışamayan, organize olup bir pikniğe bile gitmeyi beceremeyen hiç kimse internette sosyalleşmeyi düşünmesin bile.

Başbakan’ın “3 çocuk” politikasından önce kesinlikle bu olaya bir el atması gerekmekte. Ekonomik sorunlar, eğitim ve öğretimdeki sorunlar en derinden halledilmediği sürece, biz daha çoook Facebook’ları ciro manyağı yaparız.

Zaten millet olarak ne çektiysek Medyadan çektik. Bir Sosyal olanı eksikti başımıza…

9 Ağustos 2011

Yorum Ekleme Alanı


  • Selman

    Facebook veya zamanında Msn kullanımında Dünya’nın önde gelen ülkelerinden oluşumuz hakikaten de teknolojik ilerleme açısından hiçbir şey ifade etmiyor. Olsa olsa gerçek ilişkilere ve derin iletişimler konusunda ne kadar yüzeyselleştiğimizin bir göstergesidir heralde. “Çoğunluk” filmini sevse sevse kastettiğim bu durumu insanın gözüne gözüne sokmasından dolayı sever heralde insan. Ya da hiç sevmediğim o Nuri Bilge Ceylan’ın “Üç Maymun” filmini

  • Sosyal Medya Ne Kadar Sosyal?

    […] […]